| 1. | Kapak Cover Sayfa I (569 kere görüntülendi) |
| 2. | Bilimsel Değerlendirme Kurulu Editorial Consultants Sayfalar II - III (625 kere görüntülendi) |
| 3. | İçindekiler Contents Sayfalar IV - V (528 kere görüntülendi) |
| 4. | Yayın Politikaları ve Yazım Rehberi Publication Policies and Writing Guide Sayfalar VI - XII (466 kere görüntülendi) |
| DERLEME | |
| 5. | Majör Cerrahilerde Ekstravasküler Akciğer Sıvısı Ölçümünün Önemi The Importance of Extravascular Lung Water Measurement in Major Surgeries Baturay Kansu Kazbek, Perihan Ekmekçidoi: 10.5222/GKDAD.2021.04935 Sayfalar 1 - 13 (1391 kere görüntülendi) Majör cerrahilerde postoperatif pulmoner komplikasyonlar %1-23 arasında değişmekte ve ciddi mortaliteye neden olabilmektedir. Perioperatif ekstravasküler akciğer sıvısı (EVLW) ölçümü, komplikasyonların önlenmesinde olduğu kadar ventilatörden ayırma, sıvı yönetimi ve farmakolojik müdahalelere yanıtın gözlenmesinde de yararlıdır. EVLW akciğerlerde pulmoner damarlar dışında bulunan interstisyel, intrasellüler, alveoler ve lenfatik sıvıyı kapsar. Sağlıklı kişilerde normal değerleri 3-7 ml/kg’dir ve 10 ml/kg üzerindeki değerlerin pulmoner ödeme işaret etmektedir. EVLW ölçümünde altın standart gravimetrik yöntem olmakla birlikte, bu yöntemin postmortem uygulanabilmesi nedeniyle ultrasonografi ve transpulmoner termodilüsyon gibi yöntemler geliştirilmiştir. EVLW ölçümü renal replasman tedavisi, ekstrakorporeal membran oksijenizasyonu (ECMO), plevral effüzyonlar ve yüksek PEEP kullanımı gibi durumlardan etkilenebilmektedir. Gelecekte majör cerrahilerde EVLW ölçümünün postoperatif hemodinamik takip ve tedaviye etkilerini araştıracak yeni çalışmalara gereksinim vardır. |
| ARAŞTIRMA | |
| 6. | LIMA Serbestleştirilmesi İçin Papaverinin Ultrason Kılavuzluğunda Transvers Torasik Kas Düzlemine Enjeksiyonu ile Topikal Uygulamasının Karşılaştırılması: Bir Pilot Çalışma Ultrasound-Guided Transverse Thoracic Muscle Plane Injection vs. Topical Spraying of Papaverine for LIMA Harvesting: A Pilot Study Muhammed Enes Aydin, Sümeyye Al, Ahmet Murat Yayik, Ugur Kaya, Abdurrahim Colakdoi: 10.5222/GKDAD.2021.54154 Sayfalar 14 - 20 (1394 kere görüntülendi) GİRİŞ ve AMAÇ: Topikal papaverin uygulamasının sol internal meme arteri (LIMA) akımı üzerine etkisi iyi bilinen bir uygulama olmasına rağmen, transvers torasik kas planına uygulanan papaverin hidrodiseksiyonunun etkisi bilinmemektedir. Bu çalışmanın amacı, preoperatif ultrason eşliğinde transvers torasik kas planına uygulanan papaverinin LIMA akımı üzerine olan etkisini araştırmaktır. YÖNTEM ve GEREÇLER: ASA II-III, koroner arter baypas greftleme cerrahisi geçiren, 40 hasta, randomize olarak iki gruba ayrıldı. Grup topikal papaverin (Grup TP, n=20) Grup ultrason eşliğinde papaverin (Grup USP, n=20). Grup TP’ye 10 mg papaverin 10 mL salin içerisinde LIMA serbestleştirildikten sonra topikal olarak uygulandı. Grup USP’ye ise aynı solüsyon ultrason eşliğinde Preoperatif transvers torasik kas planına uygulandı. Trans-time akım ölçümleri (TTFM) ve LIMA serbestleştirme zamanı, cerrah memnuniyeti kaydedildi. BULGULAR: Anastomoz öncesinde LIMA serbest akımları Grup USP ve Grup TP arasında fark yoktu (111.35±69.76 vs. 92.15±46.76 sırasıyla, p=0.185). Anastomoz sonrasında değerlendirilen TTFM değerleri arasında gruplar arasında anlamlı bir fark yoktu (p>0.05). LIMA serbestleştirilme süresi Grup USP’de Gurp TP’ye göre istatistiksel olarak daha kısaydı (13.90±3.01 vs. 16.65±4.50 sırasıyla, p=0.049). Grup USP’de cerrah LIMA serbestleştirme memnuniyeti istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksekti (p=0.029). TARTIŞMA ve SONUÇ: Ultrason eşliğinde transvers torasik kas planına uygulanan papaverin enjeksiyonunun LIMA spazmını önlemek için topikal uygulamaya alternatif bir yöntem olabileceğini düşünmekteyiz. |
| 7. | Açık Kalp Cerrahisi Yapılan Hastalarda Standart Endotrakeal Tüpleri ile Subglottik Drenajlı Endotrakeal Tüplerin Postoperatif Nosokomiyal Pnömoninin Gelişimine Üzerine Etkilerinin Karşılaştırması Comparison of Standard Endotracheal Tube and Endotracheal Tube with Subglottic Secretion Drainage in Patients Undergoing Open Heart Surgery; Risk of Developing Postoperative Nosocomial Pneumonia Zeki Talas, Tülay Çardaközü, Emel Azak, Sibel Gürdoi: 10.5222/GKDAD.2021.36034 Sayfalar 21 - 29 (1103 kere görüntülendi) GİRİŞ ve AMAÇ: Postoperatif nazokomiyal pnömoni (PoNP), ise ameliyattan 48 saat sonra gelişen pnömoniler için kullanılır. PoNP riski, endotrakeal tüp (ET) kullanıldığında 3-20 kat daha fazla görülür. Bu nedenle, subglottik sekresyona izin veren drenaj lümenli ET’ler üretilmiştir (SSD-ET). Kalp cerrahisi sonrasında PoNP riski yüksektir. Literatürde hızlı kardiyak anestezi protokolü uygulanan hastalarda SSD-ET ve VAP ile ilgili sınırlı sayıda çalışma vardır. Çalışmamızın amacı, hızlı kardiyak anestezi protokolleri uygulanan açık kalp ameliyatı geçiren hastalarda SSD-ET’nin ekstübasyon süresi üzerindeki koruyucu etkisini ve PoNP gelişimini karşılaştırmaktır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Prospektif, kör olmayan, randomize bir çalışma planlandı. Açık kalp cerrahisi planlanan hastalar, Standart Tüp Grubu (Grup 1) veya Subglottik Aspirasyon Tüpü Grubu (Grup 2) almak üzere rastgele iki gruba ayrıldı. Çalışmaya 60 hasta dahil edildi. PoNP tanısı, 2015 “Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC)” (1) tanı kriterlerine göre belirlendi. İki yönlü p değeri <0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. BULGULAR: SSD-ET grubunda ekstübasyon süresi 12.65 saat, S-ET grubunda 16.88 saat olarak belirlendi. Bu nedenle, SSD-ET grubunda ekstübasyon süresi önemli ölçüde daha kısadır (<0,027) saptandı. TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamız, açık kalp ameliyatı geçiren hastalarda SSD-ET’lerin PoNP gelişimini doğrudan etkilememekle birlikte ekstübasyon süresini kısalttığını göstermiştir. |
| 8. | Metabolik Sendromlu Koroner Baypas Hastalarında Uygulanan İki Farklı Anestezi Tipinin Postoperatif Karaciğer Fonksiyonları Üzerine Etkisi The Effect of Two Different Types of Anesthesia on Postoperative Liver Functions in Patients with Coronary Bypass with Metabolic Syndrome Hülya Yiğit Özay, Aslı Demir, Melike Kaya Bahçecitapardoi: 10.5222/GKDAD.2021.63634 Sayfalar 30 - 37 (1018 kere görüntülendi) Amaç: Metabolik sendromlu (MS) hastaların koroner baypas cerrahisinde (KABG) karaciğer fonksiyonlarını etkileyen faktörlerden biri kullanılan anestezi ilaçları olabilir. Bu amaçla KABG geçirecek MS’lu hastalarda, midazolam bazlı total intravenöz anestezi(TİVA) ve sevofluran bazlı inhalasyon anestezi uygulamasının, karaciğer fonksiyonları ve postoperatif komplikasyonlar üzerine etkilerini araştırdık. Yöntem: Çalışmamıza 76 hasta dâhil edildi. TİVA (n=38) ve SEVO (n=38) grupları arasında cinsiyet, yaş, vücut kitle indeksi (VKİ), euroscore değerleri, ameliyat öncesi komorbidite varlığı, kan ürünü transfüzyonu, postoperatif komplikasyon ve 30 günlük mortalite oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (p>0.05). Preoperatif ve postoperatif laboratuvar parametrelerine göre karşılaştırıldığında her 2 grupta da ALT, AST, LDH ve glukoz değerleri benzer bulundu. Bulgular: Çalışmamızda, metabolik sendromlu koroner baypas hastalarında midazolam bazlı TİVA ve sevofluran bazlı inhalasyon anestezi uygulamalarının birbirine üstünlüğü olmadığını saptadık. Daha fazla sayıda hasta ile detaylı parametrelerin araştırıldığı çalışmalar bu konu için yol gösterici olacaktır. Sonuç: Çalışmamızda, metabolik sendromlu koroner baypas hastalarında midazolam bazlı TİVA ve sevofluran bazlı inhalasyon anestezi uygulamalarının birbirine üstünlüğü olmadığını saptadık. Daha fazla sayıda hasta ile detaylı parametrelerin araştırıldığı çalışmalar bu konu için yol gösterici olacaktır. |
| 9. | İntraoperatif Renal Oksijen Saturasyon Değişiminin Postoperatif Akut Böbrek Hasarı İle İlişkisi The Relation of Intraoperative Renal Oxygen Saturation Change with Postoperative Acute Kidney Injury Mustafa Emre Gürcü, Atakan Erkılınç, Pinar Karaca Baysal, Fatih Yılmaz, Tuncer Koçakdoi: 10.5222/GKDAD.2021.82621 Sayfalar 38 - 43 (1034 kere görüntülendi) Amaç: Akut böbrek hasarı, kardiyopulmoner baypas kullanılan açık kalp cerrahisinden sonra %25-%30 oranında görülen, postoperatif morbidite ve mortalteyi artırarak ameliyat başarısını azaltan en önemli bir faktördür. Near infrared spektroskopi (NIRS), beyin ve vital organlara oksijen sunumundaki dengesizliklerin erken belirlenmesi ve düzeltilmesine olanak sağlayan noninvaziv bir monitorizasyon yöntemidir. Bu çalışmanın amacı, intraoperatif NIRS ile takip edilen renal rSO2 değerlerindeki değişikliklerin ameliyat sonrası gelişen akut böbrek hasarı ile ilişkisini araştırmaktır. Yöntem: Temmuz 2020-Ocak 2021 tarihleri arasında kardiyopulmoner baypas kullanılarak açık kalp cerrahisi uygulanan 50 hasta çalışmaya dâhil edildi. Demografik veriler yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi (BMI), hipertansiyon, diabetes mellitus, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve bilinen kronik hastalıklar, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunu içermektedir. Akut böbrek hasarı tanımı KDİGO kriterlerine göre tanımlandı. Postoperatif 48. saat sonunda akut böbrek hasarı gelişen ve gelişmeyen hastaların, intraoperatif renal rSO2 değişimleri ile ilişkisi değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen 50 hastanın yaş ortalaması 62 (54.3-66,5) idi ve çoğunluğu erkek hastaydı (%72). İntraoperatif verilerin değerlendirilmesinde, renal rSO2 değişiminin ameliyat sonrası akut böbrek hasarı gelişen ve gelişmeyen (sırasıyla; -%12, -%3) hastalar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu saptandı (p: 0.001). Penalised multivarite logistic regresyon analizinde de intraoperatif rSO2 değerindeki değişimlerin [(from -%10 to %0,5), OR: 0.18 (0,04-0,76) p: 0,03] postoperatif akut böbrek hasarı gelişimi için bağımsız bir öngördürücü olduğu bulundu. Sonuç: KBP döneminde takip edilen renal rSO2 ölçümlerindeki düşüşlerin postoperatif dönemdeki akut böbrek hasarı gelişimini predikte ettiğini saptadık. NIRS ile renal oksijen saturasyon monitorizasyonunun, hem noninvaziv olması hem de eş zamanlı verileri yansıtması postoperatif dönemdeki renal disfonksiyonun öngörülebilmesi için oldukça etkili bir yöntem olduğunu düşünmekteyiz. |
| 10. | Kardiyak Cerrahide Mortalite Tayini: Kalp Cerrahi Skorlaması (CASUS) Sistemi Etkin mi? Determination of Mortality in Cardiac Surgery: Is Cardiac Surgery Scoring (CASUS) System Effective? Senem Polat, Nurgul Yurtsevendoi: 10.5222/GKDAD.2021.46547 Sayfalar 44 - 50 (1167 kere görüntülendi) Amaç: Bu çalışma, kardiyak cerrahi sonrası gelişebilecek mortalite öngörüsünde kullanılan kardiyak cerrahi skorlaması (CASUS) sisteminin etkinliğini değerlendirmek ve geçerliliği test edilmiş bir yöntem olan EuroSCORE ile karşılaştırmak üzere planlandı. Yöntem: Açık kalp cerrahisi sonrası yoğun bakım ünitesine (YBÜ) gelen ve YBÜ’de 48 saatten fazla süre kalan 18 yaşından büyük 50 hasta prospektif olarak çalışmaya alındı. Hastaların preoperatif EuroSCORE değerlendirmesi yapıldıktan sonra, postoperatif sıfırıncı günden servise alınmalarına veya yoğun bakım kalışı uzayan hastalarda postoperatif 6. güne kadar (veya olası mortalite durumuna) risk skorlaması için CASUS skorlama sistemleri kullanıldı. Her 2 modelin YBÜ mortalite tahminindeki yerini değerlendirildi. Bulgular: Çalışma 21’i kadın, 29’u erkek, yaşları 19 ile 79 arasında değişen (ortalama 60,38±12,50) 50 hasta ile yapıldı. Olguların 5’inde (%10) mortalite görüldü. ROC eğrisinde altta kalan alan EuroSCORE için %45,3; CASUS 0. gün %66,9; CASUS 1. gün %64,7; CASUS 2. gün için %79,8 olarak saptandı. CASUS 2. gün skorunun mortaliteyi göstermede değerli olduğu saptandı (p<0.01). Yoğun bakımda kalış günleri ile mortalite arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki görüldü. Sonuç: Sonuçlarımız CASUS’un mortaliteyi tahmin etme oranının postop. 0. ve 1. günde yetersiz kaldığı, ancak postop. 2. günde yeterli olduğunu göstermektedir. EuroSCORE ise mortaliteyi tahmin etmede etkin bulunmadı. YBÜ’de kalış süresinin uzamasının mortalite riskini istatistiksel olarak anlamlı derecede artırdığı gözlendi. |
| 11. | Trakeal Stenoz Cerrahisinde Nöromuskuler Blok Yönetimi; Retrospektif Değerlendirme Neuromuscular Block Management in Tracheal Stenosis Surgery; Retrospective Evaluation Sedat Saylan, Ali Akdogandoi: 10.5222/GKDAD.2021.49403 Sayfalar 51 - 58 (1062 kere görüntülendi) Amaç: Trakeal stenozun cerrahi tedavisinde ister trakeal rezeksiyon-anastomoz gibi uzun işlemler olsun, isterse rijid bronkoskopi ve dilatasyon gibi kısa cerrahi girişimler olsun, hasta konforunu sağlamak ve cerrahiyi kolaylaştırmak için derin nöromuskuler blok gerekebilir. Bu çalışmada trakeal stenozun cerrahi tedavisi sırasında sugammadeks kullanılarak yapılan nöromuskuler blok antagonizması incelenmiştir. Çalışmamızın amacı, postentübasyon trakeal stenoz ve posttrakeostomi trakeal stenoz olgularında uyguladığımız nöromuskuler blokajın sugammadeks ile antagonizmasını, postoperatif rezidual blok, komplikasyonlar ve postoperatif solunum paternine etkisi yönünden değerlendirmekti. Yöntem: Kliniğimizde trakeal stenozun cerrahi tedavisi sırasında uyguladığımız anestezi yöntemleri ve nöromuskuler blok yönetimi prosedürlerinin etkinliğini değerlendirmek için hasta dosyaları, anestezi kayıt formları, erken postoperatif takip ve taburculuk süreci retrospektif olarak incelenmiştir. Trakeal stenoz tanısı alan 34 hastanın bir çoğuna farklı zamanlarda birden fazla cerrahi işlem uygulandığı için toplamda 140 girişimsel işlem ve anestezi uygulaması incelenmiştir. Trakeal stenoz cerrahisi geçiren ve nöromuskuler blok antagonizması için sugammadeks kullanılan hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Bulgular: Hastalarımızın 34’ü postentübasyon-posttrakeostomi trakeal stenoz olarak değerlendirildi. Hastalara kısa cerrahi işlem olarak rijid bronkoskopi (n=78), balon dilatasyon (n=35) ve stent (n=5) uygulanırken, 22 hastaya trakeal rezeksiyon-anastomoz cerrahisi uygulanmıştır. Kısa ve uzun cerrahi işlemlerde sugammadeks kullanımı sonrası, spontan solunuma başlama zamanının birbirine benzer olduğu görüldü. Sugammadekse bağlı herhangi bir komplikasyon tespit edilmedi. Sonuç: Trakeal stenoz cerrahisinde anestezi derinliği ve kas gücünün monitörizasyonu altında sugammadeks kullanımının nöromuskuler blok antagonizmasında etkin ve güvenilir bir seçim olduğunu düşünmekteyiz. |
| 12. | Çocuk Hastaların Trakeobronşiyal Yabancı Cisim Aspirasyonlarında Rijit Bronkoskopi Süresince Anestezi Uygulamalarımız Our Anesthesia Experiences in the Tracheobronchial Foreign Body Aspirations of Pediatric Patients During Rigid Bronchoscopy Yiğit Şahin, Tülay Çardaközü, Hüseyin Fatih Sezerdoi: 10.5222/GKDAD.2021.31032 Sayfalar 59 - 65 (1151 kere görüntülendi) Amaç: Çocuklarda trakeobronşiyal yabancı cisim aspirasyonlarının tanı ve tedavisinde bronkoskopi altın standarttır. Çocuklarda genellikle genel anestezi altında rijit bronkoskopi (RB) tercih edilir. Bu makalede, çocuklarda trakeobronşiyal yabancı cisim aspirasyonları ve çıkarılması için uygulanan rijit bronkoskopi esnasındaki anestezi deneyimlerimiz paylaşılmıştır. Yöntem: 1 Ocak 2014-31 Aralık 2018 yılları arasında göğüs cerrahisi anabilim dalı tarafından trakeobronşiyal yabancı cisim aspirasyonu (TBYCA) şüphesiyle genel anestezi altında RB yapılan 0-18 yaş arası tüm hastaların dosyaları retrospektif olarak incelendi. Bulgular: TBYCA erkek çocuklarda daha fazla oranda görüldü, 13-36 ay arasındaki hastalarda organik yabancı cisim aspirasyonu anlamlı dercede fazla idi, Hastalar en sık öksürük ve hırlıtılı solunum şikayeti ile başvurdular ve çoğu 08: 00-16: 00 saatleri arasında ameliyata alındılar. TBYC’ler sağ ve sol ana bronşta benzer oranda lokalize idiler. Anestezi indüksiyonu genellikle iv. prpopofolle sağlandı, idamede total intravenöanestezi ve sevofluran inhalasyonu uygulandı. Proksimal yerleşimli TBYC’ler dışında olguların çoğuna işlemin süresiyle alakalı olarak orta veya kısa etkili kas gevşetici yapıldı. Postoperatif 3 hasta entübe edilerek yoğun bakıma alındı, 25 hastada solunum sıkıntısı medikal tedaviye yanıt verdi. İşlem süresince arrest veya exitus olan hasta olmadı. Sonuç: TBYCA için RB ve anestezi işlemi deneyim gerektirir, premedikasyonla ilgili net bir öneri yoktur, kas gevşetici kullanımı TBYC’nin lokalizasyonuna göre değerlendirilmelidir. Anestezi yönetiminde intravenöz veya inhalasyon anestezikleri kullanılabilir. |
| 13. | Primer Hiperhidroz Tedavisinde Videotorakoskopik Sempatektominin Yaşam Kalitesine Etkisi: Tek Merkez Deneyimi The Impact of Videothoracoscopic Sympathectomy on Quality of Life in the Treatment of Primary Hyperhidrosis: A Single Center Experience Hüseyin Fatih Sezer, Aykut Eliçoradoi: 10.5222/GKDAD.2021.94940 Sayfalar 66 - 73 (790 kere görüntülendi) Amaç: Çalışmamızda, primer hiperhidrozis nedeni ile videotorakoskopik sempatektomi uyguladığımız hastalarda yaşam kalitesi düzeyindeki değişimi ortaya koymayı amaçladık. Yöntem: Primer hiperhidrozis nedeni ile videotorakoskopik sempatektomi tedavisi yapılan 40 hastanın verileri retrospektif olarak analiz edildi. Yaşam kalitesinin değerlendirilmesinde “The Hyperhidrosis Quality of Life Questionnaire (HQLQ)” anketinin Türkçeye uyarlanmış hâli kullanıldı. Bulgular: Ameliyat öncesi toplam anket puan ortalaması 82.08±1.46, ameliyat sonrası 1. ayda 31.40±0.59, ameliyat sonrası 1. yılda 31.30±0.46 idi. Ameliyat öncesi toplam anket puan ortalaması ile ameliyat sonrası 1. ay ve 1. yıl anket puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanırken (sırası ile p<0.001, p<0.001), postoperatif 1. ay ve 1. yıl toplam puan ortalamalarının kendi aralarında anlamlı istatistiksel fark izlenmedi (p=1.00). Sonuç: Primer hiperhidroz tedavisinde kullanılan videotorakoskopik sempatektomi yöntemi etkin, güvenilir, yaşam kalitesini belirgin düzeyde arttıran bir yöntemdir. |
| 14. | Yüksek Riskli Hastalarda Weaning Başarısızlığı Açısından Noninvaziv Ventilasyon, Yüksek Akışlı Oksijen Tedavisi ve Konvansiyonel Oksijen Tedavisinin Karşılaştırılması The Comparison of Noninvasive Ventilation, High-Flow Oxygen Therapy and Conventional Oxygen Therapy for Weaning Failure in High-Risk Patients İbrahim Mungan, Sema Turandoi: 10.5222/GKDAD.2021.05025 Sayfalar 86 - 95 (1066 kere görüntülendi) Amaç: Yoğun bakım ünitesine yatışın en yaygın nedeni akut solunum yetmezliğidir ve ekstübasyondan sonra PaO2 düzeyini yeterli düzeye getirmek için başlıca üç yöntem kullanılır: konvansiyonel oksijen tedavisi (KOT), yüksek akışlı oksijen tedavisi (YAO) ve non-invaziv ventilasyon (NIV). Bu çalışmanın amacı, yüksek riskli hasta popülasyonunda NIV veya YAO’nun weaning başarısızlığını azaltmada yararlı olup olmadığını belirlemek ve bu noninvaziv yöntemleri karşılaştırmaktır. Yöntem: Bu prospektif, gözlemsel kohort çalışma Mart 2019 ve Mart 2020 tarihleri arasında Türkiye’deki bir üçüncü basamak devlet hastanesinde gerçekleştirildi. Çalışmamız KOT, YAO ve NIV olmak üzere 3 ana grubu içermektedir. Bulgular: Çalışma süresi boyunca, bu çalışmaya 71 hasta kaydedildi ve 24 hasta KOT grubuna, 22 YAO grubuna ve 25 hasta NIV grubundaydı. Ekstübasyon öncesi ortalama entübasyon süresi 5,8 gündü ve ortalama PaO2 ekstübasyondan 6 saat sonra YAO grubunda en yüksekti ve fark istatistiksel olarak anlamlıydı. YAO grubu ekstübasyondan hemen önce ve ekstübasyondan 6 saat sonra en yüksek PaO2/FiO2 değerine sahipti. Yeniden entübasyon oranı YAO grubunda en düşüktü ve hastanede toplam kalış süresi gibi klinik sonuçlar da YAO grubunu destekler şekilde farklılık gösterdi. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları, NIV ve YAO’nin KOT’ye kıyasla yüksek riskli hastada weaning başarısızlığı ve ölüm oranını azaltmada faydalı olduğunu göstermektedir. Bu non-invaziv yöntemler karşılaştırıldığında, grupların temel özelliklerinin farklı olmasına rağmen, bu faydada YAO’nin tercih edilebilir olduğu görülmüştür. |
| 15. | Pediatrik Hastalarda Bilgisayarlı Tomografi Kullanılarak Endotrakeal Tüp Çapının Belirlenmesi: Klasik Formüllerle Karşılaştırma Measurement of the Endotracheal Tube Diameter Using Computed Tomography Images for Pediatric Patients: Comparison with Classic Formulas Hatice Dilek Özcanoğlu, Berna Türkay, Neşe Kutlutürk Şahin, Zahide Özlem Ulubay, Ayşe Sevinc Revanlı, Kamil Tokerdoi: 10.5222/GKDAD.2021.37167 Sayfalar 96 - 102 (2583 kere görüntülendi) Amaç: Bu retrospektif çalışmada, ameliyat öncesi bilgisayarlı tomografi çekilmiş ve kalp cerrahisi yapılmış pediyatrik hastalarda, kullanılan tüp numarasının, ölçülen trakea çapı ile ve klasik formüllerle uygunluğu karşılaştırıldı. Yöntem: 1 Haziran 2018-1 Ekim 2018 tarihleri arasında, konjenital kalp hastalığı nedeniyle opere edilmiş ve ameliyat öncesinde trakea ölçümü yapılacak şekilde bilgisayarlı tomografi çekilmiş olan 0-3 yaş aralığındaki hastalar çalışmaya dâhil edildi. Trakeal BT’de subglottik seviyede transvers çap ve anteroposterior çap ölçüldü. Bu çaplar ETT dış çapını yansıtmaları nedeniyle bir düzeltme formülü kullanılarak ETT numarasına karşılık gelen iç çap hesaplandı. Ayrıca Cole formülüne göre, her çocuğa uygun ETT çapı hesaplandı ve anestezi dosya kayıtlarından cerrahide uygulanan ETT numaraları kaydedildi. Uygulanan tüp numaraları, Cole formülüyle hesaplanan tüp numaraları ve trakeal BT’deki ölçümle belirlenmiş olan ETT numaraları ile karşılaştırıldı. Bulgular: Kırk üç olgu mevcuttu. Olguların %51.2’si (n=22) kız, %48.8’i (n=21) erkek ve yaş ortalaması 10,5±9.6 aydı. Hastaların %41.9’unda (n=18) siyanotik konjenital kalp hastalığı, %58.1’inde (n=25) asiyanotik konjenital kalp hastalığı vardı. Altı hasta (%14.0) Down Sendromlu, 4 hasta ise redo-olguydu (%9.3). Trakeal BT’de, trakea transvers çapı ölçümüne göre düzeltilmiş tüp çapı ortalaması 4.35±0.69 mm, trakea anteroposterior çapı ölçümüne göre düzeltilmiş tüp çapı ortalaması 4.30±0.71 mm, Cole formülü ile hesaplanan tüp çapı 4.22±0.20 mm ve klinikte uygulanan tüp çapı 4.37±0.60 mm idi. Ameliyatlarda uygulanan tüp çapları ile düzeltilmiş trakea transvers ölçüm çapları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Fakat ameliyatlarda uygulanan tüp çapları, Cole formülü ile hesaplanan tüp çaplarına göre anlamlı oranda büyük bulundu (p=0.03). Sonuç: Pediyatrik kalp cerrahisi geçiren 0-3 yaş arası çocuklarda endotrakeal tüp çapının belirlenmesinde bilgisayarlı tomografi ile ölçülen düzeltilmiş trakea transvers ölçüm çapları, klasik formüllere göre daha etkin, güvenilir ve non invaziv bir yöntemdir. |
| OLGU SUNUMU | |
| 16. | Pediyatrik Kalp Cerrahisi Sonrası Postoperatif COVID-19 Enfeksiyonu: İki Vaka Postoperative COVID-19 Infection After Pediatric Cardiac Surgery: Two Cases Omer Faruk Savluk, Yasemin Yavuz, Nihat Cine, Abdullah Arif Yilmaz, Aysu Türkmen Karaağaç, Mehmet Emirhan Işik, Hakan Ceyrandoi: 10.5222/GKDAD.2021.43765 Sayfalar 103 - 106 (828 kere görüntülendi) Stellat ganglion bloku özellikle kompleks bölgesel ağrı sendromu gibi sempatik sinir sisteminin aracılık ettiği çeşitli ağrılı durumlarda yardımcı bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Parmak ucunda soğukluk, morarma ve şiddetli ağrı şikayeti ile algoloji polikliniğine başvuran 66 yaşında bilinen hipertansiyon, iskemik kalp hastalığı, kalp yetmezliği, Raynaud fenomeni tanılı kadın hastada medikal ve stellat ganglion blok tedavisi sonrasındaki süreç literatür bilgileri eşliğinde sunulmuştur. |
| 17. | Raynaud Fenomenine Bağlı Dijital İskemide Stellat Ganglion Blokajı: Olgu Sunumu Stellate Ganglion Blockade in Digital Ischemia Due to Raynaud’s Phenomenon: A Case Report Murat Mehel, Deniz Kara, Ayda Turkozdoi: 10.5222/GKDAD.2021.66934 Sayfalar 107 - 110 (1353 kere görüntülendi) Stellat ganglion bloku özellikle kompleks bölgesel ağrı sendromu gibi sempatik sinir sisteminin aracılık ettiği çeşitli ağrılı durumlarda yardımcı bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Parmak ucunda soğukluk, morarma ve şiddetli ağrı şikayeti ile algoloji polikliniğine başvuran 66 yaşında bilinen hipertansiyon, iskemik kalp hastalığı, kalp yetmezliği, Raynaud fenomeni tanılı kadın hastada medikal ve stellat ganglion blok tedavisi sonrasındaki süreç literatür bilgileri eşliğinde sunulmuştur. |