ISSN 1305-5550 | e-ISSN 2548-0669
Göğüs-Kalp-Damar Anestezi ve Yoğun Bakım Derneği Dergisi - GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg: 22 (2)
Cilt: 22  Sayı: 2 - 2016
1. 
Kapak
Cover

Sayfa I (632 kere görüntülendi)

2. 
İçindekiler
Contents

Sayfalar II - V (744 kere görüntülendi)

DENEYSEL ÇALIŞMA
3. 
Ultrasonografi eşliğinde vena jugularis interna kateterizasyonunda iki farklı baş pozisyonunun (nötral pozisyon, 45° rotasyon) işlem süresine ve komplikasyonlara etkisi
Effects of two different head position on access time and complication rates during ultrasound guided internal juguler venous catheterization
Murat Kurt, Asu Özgültekin, Hörmet Aytekin, Ahmet Aytekin, Yaprak Köseoğlu, Osman Ekinci
doi: 10.5222/GKDAD.2016.045  Sayfalar 45 - 49 (1699 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Santral ven kateterizasyonunda, enfeksiyon ve komplikasyon oranları daha düşük olması nedeniyle vena jugularis interna tercih edilmekte, ultrasonografi kullanımı ise başarıyı artırmaktadır. Çalışmamızda yoğun bakımda USG ile santral ven kateterizasyonunda başın iki farklı pozisyonuna (nötral pozisyon ve 45° rotasyon pozisyonu) bağlı vena jugularis internanın yer değiştirmesinin işlem süresi ve komplikasyonlara olan etkisini değerlendirdik.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kateterizasyon işleminin baş karşı tarafa 45° çevrildiği (n=50) ve nötral baş pozisyonunda (n=50) uygulandığı grup olarak olgular rastgele iki gruba ayrıldı. İşlem süreleri ve komplikasyonları kaydedildi
BULGULAR: Vena jugularis internanın karotis artere göre yerleşim yeri, iki grup arasında anlamlı farklılık gösterdi (p < 0,05). Nötral grupta lateral, 45° rotasyon grubunda ise anterior yer değiştirme daha fazla görüldü. İki grup arasında venin çapı, derinliği, girişim sayısı ve süresinde anlamlı fark yoktu (p > 0,05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: VJİ kateterizasyonu sırasında boyun rotasyonu anatomik işaretlerin görünürlüğünü arttırabilir, ancak artmış boyun rotasyonu VJİ’nin karotis arterin anterioruna gelmesine neden olur ve arter ponksiyon riskini arttırır. Çalışmamızda nötral pozisyonda VJİ’nin anterior yerleşim oranının daha az olmasına rağmen USG eşliğinde girişim yapıldığı için bu durumun arter ponksiyon riskini artırmadığı gösterilmiştir. Nötral baş pozisyonunda işlem sahası daha küçük olduğu için uygulama zorluğu olmasına rağmen, çalışmamızda her iki grupta işlem süreleri açısından fark bulunmamıştır. Bu durumun başa pozisyon verilemeyen travma hastalarında avantaj olabileceği görüşündeyiz.

4. 
Kalp Transplantasyonunda Kantitatif EEG Ve Serebral Oksijenasyonun Birlikte Monitörizasyonu
Monıtorıng Of Quantıtatıve Eeg And Cerebral Oxygenatıon In Heart Transplantatıon
Aslı Demir, Gökçe Selçuk Sert, Rabia Koçulu, Perihan Kemerci, Eda Balcı, Aslıhan Aykut, Ayşegül Özgök, Bahar Aydınlı, Utku Ünal, Ümit Kervan, Mustafa Paç
doi: 10.5222/GKDAD.2016.050  Sayfalar 50 - 54 (1806 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu yazıda kalp transplantasyonu sırasında SedLine monitörü ile ölçülen EEG SEF, PSI değerleri ve NIRS ile ölçülen bilateral serebral oksimetre (rSO2) değerlerinin birbiriyle ilişkisini ve ameliyat süresince gözlenen değişimlerini tartıştık.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kalp nakli olmuş 13 erişkin hasta observasyonel çalışmamıza dahil edildi. Demografik- klinik data, intraoperatif hemodinamik, serebral monitörizasyon verileri, mortalite bilgileri prospektif olarak toplandı. Anestezi indüksiyonundan önce(1.dönem), indüksiyondan 5 dakika sonra(2.dönem), kardiyopulmoner baypasa girildikten 5 dakika sonra(3.dönem), kros klemp konduktan 5 dakika sonra(4. Dönem), kardiyopulmoner baypas sonrası 5.dakikada(5. Dönem) ve operasyonun sonunda(6.dönem) bilateral SEF değerleri, PSI değerleri ve bilateral rSO2 değerleri kaydedildi.
BULGULAR: Hastaların yaş ortalaması 32.7±10.8 bulundu. rSO2 ve SEF değerleri sağ ve sol arasında hiçbir dönemde farklı seyretmedi. Ameliyat öncesi yapılan SEF,PSI-rSO2 ölçümlerinin anestezi indüksiyonunu takiben anlamlı olarak düştüğü ve operasyon boyunca ilk ölçüme göre anlamlı olarak düşük seyrettiği gözlendi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmada indüksiyon sonrası anesteziye bağlı olarak serebral değerlerin beklendiği üzere düştüğü ve operasyon boyunca da benzer şekilde kaldığı gözlendi. Müdahale gerektirecek herhangi bir kritik olay olmadı ancak sınırda ventrikül fonksiyonu olan bu hastalarda anestezi indüksiyonu, revakalarda sternumun açılması, kanülasyon, ciddi aritmiler, kullanılan ilaçlara bağlı hipotansiyon atakları, intrakardiyak trombüs ve buna bağlı emboliler, yeni kalpte gelişebilen ani disfonksiyon gibi birçok durumda multimodal nöromonitörizasyon yol gösterici olabilir.

5. 
İntraoperatif transösefageal ekokardiyografi deneyimlerimiz: 604 hastanın retrospektif analizi
Intraoperative transesophageal echocardiography experiences: retrospective analysis of 604 patients
Nilgün Kavrut Öztürk, Ali Sait Kavaklı
doi: 10.5222/GKDAD.2016.055  Sayfalar 55 - 61 (1300 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Kardiyak cerrahide intraoperatif transösefageal ekokardiyografi (TÖE) kullanımı giderek yaygınlaşmakta ve standart bir monitorizasyon haline gelmektedir. İntraoperatif TÖE gerek cerrahi kararı etkilemekte, gerekse kardiyopulmoner baypas (KPB) sonrası erken değerlendirmeye imkan vermektedir.
Bu çalışmanın amacı kliniğimizde açık kalp cerrahisi sırasında intraoperatif TÖE kullanılan 604 hastada intraoperatif TÖE’nin klinik yararlılığını incelemek ve cerrahi kararlara etkisini ortaya koymaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 2014- Şubat 2016 tarihleri arasında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalp kapak hastalığı, intrakardiyak kitle veya aort damar cerrahisi sebebiyle opere olan 604 açık kalp cerrahisi vakasının preoperatif transtorasik ekokardiyografi, intraoperatif KPB öncesi ve sonrası TÖE verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Preoperatif ve intraoperatif veriler karşılaştırıldı.
BULGULAR: İntraoperatif TÖE incelemesi sonucu cerrahi karar değişiklik oranı %8.9 olarak bulundu. Bunun %6.6’sı mitral kapak, %1.5’i aort kapak ve %0.8’i triküspit kapakla ilgiliydi. 5 hastada KPB sonrası kontroller sonucu tekrar KPB’a geçilmesi gerekti. Ekstrakorporeal membran oksijenasyonu (EKMO) gereksinimi olan 5 hastanın kanulasyonu, minimal invaziv kapak cerrahisi sebebiyle kanule edilen 12 hastanın kanulasyonu ve intraaortik balon pompası (IABP) ihtiyacı duyulan 38 hastanın 21’inde yerleşim yeri TÖE ile doğrulandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmada 604 hastada intraoperatif TÖE kullanımı ile cerrahi kararın değişme oranı %8.9 olarak bulundu. Bu değişiklik en fazla mitral kapakta ve KABG ile eş zamanlı mitral kapak cerrahisinde gözlendi.
İntraoperatif TÖE kullanımı cerrahi kararı etkilemekte ve KPB sonrası komplikasyonları erken farketmede etkilidir.

6. 
Kalp Cerrahisinde Bir Yıllık İntraoperatif Kan Ürünü Kullanımı Analizi: Hangi Hastalarda? Hangi ameliyatlarda ? Ne Kadar ?
One Year Intraoperative Blood Transfusion Usage Analysis in Cardiac Surgery: Which patients? Which surgeries? How much?
Eda Balcı, Aslıhan Aykut, Gökçe Selçuk Sert, Perihan Kemerci, Rabia Koçulu, Demet Bölükbaşı, Aslı Demir, Seyhan Yağar, Emre Aygün, Utku Ünal
doi: 10.5222/GKDAD.2016.062  Sayfalar 62 - 69 (1428 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Transfüzyon stratejilerini optimize etmek ve preoperatif dönemde önlem alabilmek için yüksek kanama riskindeki hasta alt gruplarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; kalp cerrahisinde intraoperatif kan ürünü kullanım sıklığının hasta özelliklerine ve cerrahi tipine göre dağılımını araştırmak, sonuçların mortaliteyle ilişkisini saptamaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: 2015 yılında kardiyak operasyon geçirmiş 1023 hasta retrospektif incelendi. Hastalara ait yaş, cinsiyet, BMI, vaka türü, preoperatif Hb, Htc, INR, aPTT değerleri, kan ürünü kullanım miktarları, kros klemp, KPB ve ameliyat süreleri ile 30 günlük mortalite bilgileri kaydedildi. Hastalar Eritrosit süspansiyonu (ES) kullanım sayılarına göre hiç ES kullanılmayan Grup I, 1-2Ü ES kullanılan Grup II, 3 ve üstü ES kullanılanlar Grup III olmak üzere 3 gruba ayrıldı.
BULGULAR: Tüm hastaların % 43.01’i Grup I’de, %43.1’i Grup II’de ve %13.8’i Grup III’de idi. Yaş, cinsiyet, INR değeri Grup I ve III arasında anlamlı farklı; BMI, ASA risk sınıflaması, Hb/Htc değerleri ile kros/KPB/operasyon süreleri her üç grupta da istatistiksel olarak anlamlı farklı tespit edildi (p<0.001). Vaka türüne göre en fazla ES kullanımı (3.13Ü) re-operasyonlar, en az oranda ES kullanımı ise erişkin konjenital cerrahisiydi. Otuz günlük mortalite oranları tüm hastalar için % 8.1, Grup III’de % 30.3, Grup II’de % 6.3 ve Grup I’de % 2.7 idi (p<0.001).
TARTIŞMA ve SONUÇ: İleri yaş, kadın cinsiyet, Kros/KPB/operasyon süresinin uzaması, giriş Hb/Htc değerlerinin düşük olması ve operasyon tipinin ES kullanımını arttırdığı gözlendi. Ayrıca ES kullanımının yüksek olduğu olgularda mortalitenin de arttığı saptandı.

7. 
Mekanik Destek Cihazı Olan Ve Olmayan Olgularda Kalp Transplantasyonu Sonuçlarımız
Heart Transplantation Results: Transplantation & After Lvad Transplantation Cases
Gökçe Selçuk Sert, Aslıhan Aykut, Eda Balcı, Perihan Kemerci, Rabia Koçulu, Aslı Demir, Ayşegül Özgök, Ertekin Utku Ünal, Doğan Sert, Sabit Kocabeyoğlu, Ümit Kervan, Mustafa Paç
doi: 10.5222/GKDAD.2016.074  Sayfalar 70 - 74 (2254 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Sol ventrikül mekanik destek cihazı (LVAD) yerleştirilmesi kalp nakli için uygun donör bulunana kadar hastalara bekleme şansı verir. Ancak LVAD’li hastalara yapılan transplantasyon prosedürünün bir takım zorlayıcı koşulları vardır. Bu sunumda doğrudan trasplantasyon ve LVAD sonrası transplantasyon yapılan vakalarımızı değerlendirdik.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Hastanemiz transplantasyon ekibince son 1.5 yıl içinde yapılan doğrudan transplantasyon uygulanan ve LVAD sonrası transplantasyon yapılan vakalar geriye dönük incelendi. Kullanılan LVAD tipi, LVAD takıldıktan sonra transplantasyona kadar geçen süre, morbidite, mortalite ve taburculuk bilgileri edinildi.

BULGULAR: Doğrudan transplantasyon yapılan 10 hasta, LVAD sonrası transplantasyon yapılan 12 hasta değerlendirildi. LVAD süreleri 1 gün ila 1 yıl arasında değişmekteydi. LVAD sonrası transplantasyon yapılan 12 hastanın 5 tanesinde mortalite ve 1 tanesinde morbidite ile taburculuk saptandı. Bu grupta 7 hasta, doğrudan transplantasyon yapılan grupta ise 10 hasta problemsiz taburcu oldu.
TARTIŞMA ve SONUÇ: LVAD sonrası transplantasyon yapılan hasta grubunda doğrudan transplantasyon yapılanlara göre mortalite daha yüksek görüldü.LVAD hastalarında reoperasyon ve hemoliz nedeniyle kanama ihtimali artar. Hastanede yatış, açık kalp ameliyatı geçirmiş olma ve vucüdun dışına uzanan güç kablosu mevcudiyeti nedenleriyle enfeksiyon ihtimalleri yüksektir. Enfeksiyon ve kanamadan dolayı artan komplikasyonlar mortaliteyi ve morbiditeyi arttırmaktadır.

8. 
Minimal invaziv mitral kapak cerrahisinde iki farklı yöntem: sağ torakotomi ile minimal invaziv mitral kapak onarımı ve atan kalpte transapikal Neokorda implantasyonu. Erken dönem sonuçlarımız
Two different methods of minimally invasive mitral valve surgery: minimally invasive mitral valve repair via right thoracotomy and transapical off-pump mitral valve repair with Neochord implantasyon. Early results
Ali Sait Kavaklı, Nilgün Kavrut Öztürk
doi: 10.5222/GKDAD.2016.075  Sayfalar 75 - 81 (2086 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Günümüzde kardiyak cerrahide minimal invaziv cerrahinin kullanımı cerrahi travmayı azaltması, yaşam kalitesini arttırması, kozmetik sonuçlarının daha iyi olması, postoperatif dönemde daha az ağrılı olması, erken derlenme ve operatif mortaliteyi azaltması sebebiyle giderek yaygınlaşmaktadır.
Bu çalışmanın amacı kliniğimizde minimal invaziv mitral kapak cerrahisinde kullanılan farklı iki tekniği ve bu tekniklerin erken dönem sonuçlarını incelemektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 2014-Şubat 2016 tarihleri arasında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde mitral kapak patolojisi sebebiyle minimal invaziv cerrahi uygulanan 24 açık kalp cerrahisi vakasının (sağ torakotomi ile kardiyopulmoner baypas eşliğinde minimal invaziv mitral kapak cerrahisi (STMİMKC) ve sol torakotomi ile atan kalpte neokorda implantasyonu (AKTANİ) verileri retrospektif olarak değerlendirildi.
BULGULAR: STMİMKC grubunda 12 hastaya mitral ring ile kapak tamiri yapılırken AKTANİ grubunda 12 hastaya neokorda implantasyonu yapıldı.
Ameliyat süreleri, mekanik ventilasyon süreleri ve postoperatif dönemde yoğun bakımda kullanılan kan miktarı AKTANİ grubunda anlamlı olarak düşük bulundu (P=0.020, 0.045 ve 0.036). Yoğun bakımda ve hastanede kalış süreleri her iki grupta da benzerdi.
STMİMKC grubunda 1 hasta postoperatif 6. saatte kanama sebebiyle tekrar operasyona alındı. STMİMKC grubunda 2 hastada postoperatif dönemde atelektazi gelişti. İnotrop ilaç infüzyonu kullanımı STMİMKC grubunda anlamlı olarak yüksek bulundu (P=0.032)
Hiçbir hastada postoperatif dönemde ve taburculuk sonrası ilk 3 aylık süre içinde mortaliteye rastlanmadı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: STMİMKC ve AKTANİ teknikleri güvenli ve uygulanabilir tekniklerdir. Her iki tekniğin de kısa dönem sonuçları olumludur. Uygun hastalarda AKTANİ, mekanik ventilasyon ve hastanede kalış sürelerini kısaltır. Postoperatif kan kullanım oranını azaltır. Bununla beraber yöntem belirlenmesinde en önemli kriter uygun hasta seçimidir.

OLGU SUNUMU
9. 
Off-pump Koroner Arter Baypas Sırasında Oluşan Serebral Emboli
Cerebral Embolism During Off-pump Coronary Artery Bypass
Ahmet Selim Özkan, Mehmet Akif Durak, Neslihan Altunkaya, Yusuf Ziya Çolak, Mahmut Durmuş
doi: 10.5222/GKDAD.2016.082  Sayfalar 82 - 85 (1343 kere görüntülendi)
Off-pump koroner arter baypas (OPKAB) fizyolojik dolaşım ve solunum fonksiyonlarını koruması nedeniyle kardiopulmoner baypasa (KPB) göre alternatif bir yöntemdir. İnme baypas cerrahisinin majör komplikasyonlarındandır ve OPKAB’de daha nadir görülmektedir. Bu olgu sunumunda, off-pump koroner arter baypas sırasında serebral emboliye bağlı orta serebral arter(MCA) infarktı gelişen olguyu sunduk.

10. 
İntraatriyal Anjiosarkoma Bağlı Kardiyak Tamponad Gelişen Hastada Anestezi Yönetimi
Anesthetic Management of Cardiac Tamponade due to Intraatrial Angiosarcoma
Ahmet Selim Özkan, Osman Kaçmaz, Sedat Akbaş, Feray Erdil, Mahmut Durmuş
doi: 10.5222/GKDAD.2016.086  Sayfalar 86 - 88 (1689 kere görüntülendi)
Anjiosarkomlar nadir görülen kardiyak tümörlerdir ve mortaliteleri yüksektir. Genelde nonspesifik bulgularla başvururlar ve agresif seyirlidirler. Kitlenin büyüklüğüne bağlı olarak sağ ventrikül dolumunun engellenmesi nedeniyle hemodinamik instabilite gelişebilir. Bu nedenle anestezi yönetimi özellik arz eder. Bu olgu sunumunda, sağ atriyal anjiosarkoma bağlı kardiyak tamponad gelişen hastadaki anestezi yönetimi sunuldu.

11. 
İntraoperatif nöromonitorizayon ile yaşama dönüş
Return to life with intraoperative neuromonitoring
Gökçe Selçuk Sert, Rabia Koçulu, Demet Bölükbaşı, Aslı Demir, Ayşegül Özgök, Seyhan Yağar, Ayşenur Paç, Doğan Sert, Sabit Kocabeyoğlu, Ümit Kervan, Mustafa Paç
doi: 10.5222/GKDAD.2016.089  Sayfalar 89 - 92 (1312 kere görüntülendi)
Pediatrik kalp yetmezliği hastalarında medikal tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda ventrikül mekanik destek cihazları hastalara yaşam şansı sunan bir alternatiftir. Ancak bu cihazların yüksek maliyeti nedeniyle hasta seçiminin iyi yapılması gerekir. Sol ventrikül destek cihazı(LVAD)yerleştirilmesi için spontan kalp ritminin devamı ve normal serebral fonksiyonların olması gerekir. Biz bu sunumda akut kardiyak yetmezlikle hastanemize başvuran bir pediatrik hastanın intraoperatif nöromonitorizasyon ile kalp nakline kadar giden sürecini sunmak istedik.

LookUs & Online Makale