| DERLEME | |
| 1. | Noninvaziv Mekanik Ventilasyon Noninvasive mechanical ventilation Nedim Çekmen, Emine Kuruca Özdemirdoi: 10.5222/GKDAD.2015.129 Sayfalar 129 - 133 (1585 kere görüntülendi) Noninvaziv mekanik ventilasyon, invaziv havayolu kullanılmaksızın mekanik ventilatör desteği verilmesidir. Akut ve kronik solunum yetersizliklerinde noninvaziv mekanik ventilasyon giderek artan oranda kullanılmaktadır. Bu yöntem için en güçlü adaylar havayolu refleksleri korunmuş, iletişim kurulabilen ve tıbbı açıdan stabil olan hastalardır. Noninvaziv mekanik ventilasyonun amaçlarının anlaşılması, cihazdan yarar görebilecek hastaların belirlenmesi önemlidir. Derlememizde, noninvaziv mekanik ventilasyonun klinik kullanım alanları, mekanizması, etkinliği literatür eşliğinde sunulmuştur. |
| DENEYSEL ÇALIŞMA | |
| 2. | Karotis Endarterektomi Geçiren Olgularda Genel Anestezi Ve Rejyonal Anestezi Yöntemlerinin Perioperatif Komplikasyonlar Açısından Karşılaştırılması Comparison of General Anesthesia and Regional Anestesia on Carotis Endarterectomy Operation Patients in terms of Their Perioperative Complications Volkan Kuru, Murat Aksun, Nagihan Karahan, Senem Girgin, Atilla Şencan, Birzat Emre Gölboyu, Gülçin Aran, Orhan Gökalp, Hasan Fatih Tanyeli, Ali GürbüzSayfalar 134 - 141 (1493 kere görüntülendi) GİRİŞ ve AMAÇ: Karotis endarterektomi (KEA) ameliyatlarında, genel anestezi ve rejyonal anestezi (servikal blok) yöntemlerinin intraoperatif ve postoperatif veriler açısından karşılaştırılması. YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 2010 - Temmuz 2012 tarihleri arasında elektif olarak genel ve rejyonal anestezi altında KEA operasyonu uygulanan 64 hastaya ait veriler retrospektif olarak incelendi. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen 64 hastanın % 43.75’ i (n=28) genel anestezi ile % 56.25’ i (n=36) rejyonal anestezi ile opere olduğu saptandı. Karotis klempi kalkması sonrası ortalama arteriyel basınç (OAB) değerleri ile operasyon sonu OAB değerleri, rejyonal anestezi altında opere olanlarda genel anestezi altında opere olanlara göre anlamlı olarak yüksekti. Her iki grupta klemp açıldıktan sonra bilateral serebral oksimetri değerlerinin yükselmesi istatiksel olarak anlamlı bulundu. Klemp açıldıktan sonra ve operasyon sonu sol serebral oksimetri değerleri rejyonal anestezi ile opere olan hastalarda genel anestezi ile opere olan hastalardan daha yüksek bulundu. Operasyon sırasında komplikasyon gelişimi, operasyon süreleri ve kros-klemp sürelerine bakıldığında her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. Postoperatif komplikasyon gelişimi, genel anestezi ile opere edilen hastalarda rejyonal anestezi ile opere edilen hastalardan yüksek bulundu (p=0.04). Operasyon sonrası hastaların hastanede kalış süreleri açısından her iki grup arasında fark bulunmamışken, yoğun bakım takip süreleri karşılaştırıldığında rejyonal anestezi ile opere olan hastaların daha kısa süre yoğun bakım takibi gerektiği saptandı. TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamızda, postoperatif komplikasyon oranının, yoğun bakımda kalış süresinin ve mortalite oranının daha az olması yanısıra hastanın uyanık olması sebebiyle intraoperatif nörolojik komplikasyonların daha iyi değerlendirilebilmesi; rejyonal anestezi yönteminin KEA operasyonlarında tercih edilebilecek bir yöntem olduğunu göstermektedir. |
| 3. | Torasik Sempatektomi Cerrahisinde Anestezi Yönetimi: Retrospektif Klinik Araştırma Anesthetic Management Of Thoracic Sympathectomy Surgery: Retrospective Clinical Trial Ahmet Selim Özkan, Hakkı Ulutaş, Muharrem Uçar, Mustafa Said Aydoğan, Feray Erdil, Muhammed Reha Çelik, Mahmut Durmuşdoi: 10.5222/GKDAD.2015.142 Sayfalar 142 - 146 (1228 kere görüntülendi) GİRİŞ ve AMAÇ: Torasik sempatektomi, primer hiperhidrozis ve bazı vasküler hastalıkların tedavisinde uygulanan basit ve güvenilir bir yöntemdir. Daha önce torakotomi ile yapılan sempatektomi uygulamaları, artık minimal invazif cerrahi teknik olan video-yardımlı torakoskopik yöntemle yapılmaktadır. Bu retrospektif çalışmada, torasik sempatektomi uygulanan 84 hastanın anestezi yönetimini sunmayı amaçladık. YÖNTEM ve GEREÇLER: Etik kurul onayı alındıktan sonra 1999-2014 yılları arasında torasik sempatektomi uygulanan 84 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar ile ilgili bilgiler hasta dosyası ve anestezi kayıtlarından elde edildi. BULGULAR: Torasik sempatektomi uygulanan hastaların yaş ortalaması 23,65±6.93 idi, 51'i (%60.7) kadın 33'ü (%39.3) erkekti. Operasyon süresi ortalama 86.01±42.31 dakika olarak kaydedildi. Hastaların 64'üne(%76.2) hiperhidrozis, 13'üne(%15.5) raynaud sendromu ve 7'sine(%8.3) refleks sempatik distrofi nedeniyle cerrahi planlandı. Cerrahi teknik olarak hastaların 11'ine(%13.2) açık torakotomi, 17'sine(%20.2) uniport VATS ve 56'sına(%66.6) 3-port VATS uygulandı. 73(%86.9) hastada komplikasyon görülmezken 8(%9.5) hastada postoperatif erken dönemde pnömotoraks, 2(%2.4) hastada uzamış hava kaçağı ve 1(%1.2) hastada ayakta geçici parestezi görüldü. Ortalama taburcu süresi 3.02±2.42 gün olarak kaydedildi. TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuç olarak, cerrahi yöntemlerdeki gelişmelere bağlı olarak torasik sempatektomi uygulamalarındaki komplikasyon, mortalite ve morbidite oranları, analjezik ilaç ihtiyacı ve operasyon süreleri azalsa da düşük riskli kabul edilen bu hasta grubunda intraoperatif yönetim ve postoperatif komplikasyonlar açısından dikkatli olunmalıdır. |
| 4. | Cerrah Deneyimi Endoskopik Safen Ven Grefti Hazırlanmasında Komplikasyon Oranını Azaltıyor Experıence of Harvester Decreases the Incıdence of Complıcatıons of Endoscopıc Veın Harvestıng Cem Arıtürk, Murat Ökten, Ümit Güllü, Şahin Şenay, Fevzi Toraman, Hasan Karabulut, Cem Alhandoi: 10.5222/GKDAD.2015.147 Sayfalar 147 - 151 (1044 kere görüntülendi) GİRİŞ ve AMAÇ: Endoskopik safen ven grefti hazırlanması (EVH) son yıllarda, bazı kliniklerde rutin olarak kullanılmakta olan ve postoperatif dönemde morbiditeyi azaltıp hasta memnuniyetini arttıran bir cerrahi tekniktir. Bu çalışmada, EVH programına yeni başlayan bir klinikte, uygulayıcıların deneyiminin süre, ağrı ve komplikasyon oranına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Acıbadem Maslak ve Acıbadem Kadıköy Hastaneleri'nde Ekim 2012 ile Aralık 2013 tarihleri arasında safen ven greftleri (SVG); kapalı, karbondioksit insuflasyonu kullanılarak endoskopik yöntem ile (The VasoViewTM System, Maquet) hazırlanan 100 vaka kronolojik sıralamaya göre 2 gruba ayrıldı; grup I: ilk 50 hasta, grup II: son 50 hasta. Hastaların endoskopik teknikle hazırlanan SVGlerinin uzunlukları, toplam SVG hazırlanma süresi, postoperatif ağrı skorları, hematom-yara yeri enfeksiyonu gibi lokal bulguları ve gelişen diğer komplikasyonlar kaydedildi ve karşılaştırıldı. BULGULAR: 74 erkek, 26 kadın hastanın yaşları 46-79 aralığında idi (61±9,1). Baypas yapılan ortalama koroner arter sayısı 3,4±0,9 iken vaka başına hazırlanan ortalama 40,6±13,7 cm. uzunluğundaki SVG için ortalama işlem süresi 61,2±30,7 dk. bulundu. EVH süresi, vaka sayısı arttıkça kısaldı; ilk 10 vakada EVH hızı 0,5 cm/dk iken son 10 vakada 0,99 cm/dk olarak saptandı. Hazırlanan SVGlerde ve işlem uygulanan ekstremitelerde saptanan komplikasyon oranı grup I’de, grup II’ye gore istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde yüksek bulundu (p; 0,006). TARTIŞMA ve SONUÇ: EVH uygulamacısının deneyimi arttıkça, EVH uygulaması ile ilgili gelişebilecek komplikasyon oranlarının azalacağını düşünmekteyiz. |
| OLGU SUNUMU | |
| 5. | Venöz port yerleştirilmesinde kolaylaştırıcı “Tek insizyon, çift cep tekniği” – Olgu serisi “Single incision, double pocket technique” to facilitate implantable chest port placement– Case series Kazım Karaaslan, Ufuk Topuz, Tarık Umutoğlu, Mefkür Bakan, Erdoğan Öztürkdoi: 10.5222/GKDAD.2015.152 Sayfalar 152 - 155 (939 kere görüntülendi) GİRİŞ ve AMAÇ: İmplante edilebilir venöz port (ICP) uygulamaları günümüzde yaygın olarak kemoterapi uygulama amacıyla yerleştirilse de, santral venöz yoldan parenteral nütrisyon, antibiyotik ve kan ürünü verilmesi ya da laboratuvar testleri için kan örneği almak amacıyla da kullanılmaktadır. Tanımlamış olduğumuz bu yeni teknik ile kısıtlı manipülasyon alanına rağmen sıkı kateter-rezervuar bağlantısı kolaylıkla sağlanabilmekte, aynı zamanda kateterde katlanma ihtimali de asgari düzeye indirilebilmektedir. Bu olgu serimizde, klasik yönteme adapte ettiğimiz üst cep uygulaması ile port rezervuar bağlantısını, portun cebe yerleştirilmesi işlemini daha kolay yapabildiğimizi ve işlemin sonunda sıkça gördüğümüz kateter katlanması gibi sorunlarla da karşılaşmadığımızı bildirmeyi amaçladık. YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmamızda retrospektif olarak kemoterapi uygulanması amacıyla venöz port yerleştirilen hastalar incelenmiştir. Uygulanan tek insizyonun alt ve üstüne iki adet cilt altı cep oluşturuldu. Oluşturulan tünelden kesi yerine geçirilen uygun mesafede kesilmiş kateter rezervuar ile dışarıda birleştirildi. Rezervuar üst cebe alınmış durumda iken kılıf içinden kateter damar içine yerleştirildi. Rezervuar alt cebe alınarak önceden geçilmiş askı dikişleri ile sabitlendi. BULGULAR: Tanımladığımız teknik ile ICP uygulanan 256 erişkin hasta incelenmiştir. Bütün prosedürler hematom, pnömotoraks ya da primer malpozisyon gibi komplikasyonlar olmadan tamamlanmıştır. En az 6 aylık takip süresi boyunca bir olguda ‘pinch-off’, bir olguda da yanlış kullanıma bağlı port disfonksiyonu görülmüş; hiçbir hastada kateter katlanması, port disfonksiyonu ya da kateter migrasyonu gözlenmemiştir. Yedi hastada infeksiyon nedeni ile port kateter çıkarılmıştır. TARTIŞMA ve SONUÇ: Çift cep yöntemi ile kateter ve rezervuar birleştirilmesinin oldukça kolay olduğu, iğne giriş ve rezervuar bağlantı yerinde katlanmanın olmadığı, uzun dönem kullanımda ise port disfonksiyonu problemlerinin minimal düzeyde olduğunu gözlemledik. |