| DERLEME | |
| 1. | Kardiyak Cerrahide Transfüzyon Kararı Transfusion Triggers in Cardiac Surgery Tayfun Gülerdoi: 10.5222/GKDAD.2012.027 Sayfalar 27 - 45 (2143 kere görüntülendi) Özellikle kardiyopulmoner baypas eşliğinde yapılanlarda olmak üzere kardiyak cerrahide kan transfüzyonu gerektiren perioperatif kanama sıklığı yüksek olduğundan kardiyak operasyonlar mevcut kan deposunun %10-15 kadarını tüketmektedir. Kardiyak cerrahide yaşam kurtaran etkinliğine ek olarak eritrosit süspansiyonlarının transfüzyonu, oksijen ihtiyacı ve sunumu arasındaki dengenin kritik ölçüde hematokrite bağlı olduğu durumlarda yarar sağlamaktadır. Ne yazık ki transfüzyonun sağlayacağı bu yararlı etkilerin karşısında transfüzyonun enfeksiyöz ve nonenfeksiyöz riskleri durmaktadır. Transfüzyona eşlik eden enfeksiyöz komplikasyonların transfüzyon öncesinde saptanmasına yönelik tekniklerin gelişmiş olması nedeniyle günümüzde artık, Amerika Birleşik Devletleri’nde transfüzyondan kaynaklanan ölümlerin büyük bir çoğunluğundan nonenfeksiyöz komplikasyonlar sorumlu tutulmaktadır. Örneğin transfüzyonla ilişkili akut akciğer hasarı, transfüzyona bağlı dolaşım yüklenmesi ve hemolitik transfüzyon reaksiyonları, transfüzyona bağlı ölümlerde ilk üç sırada yer alan komplikasyonlardır.(1-4) Kardiyak cerrahi hastalarında transfüzyonun taşıyabileceği morbidite ve mortalite riski düşünüldüğünde, anestezistlerin ve yoğun bakımcıların transfüzyon kararı verirken daha özenli düşünmeleri zorunlu hale gelmektedir. Bu yazıda, kardiyak cerrahi uygulanan hastalarda, akut anemi ve eritrosit transfüzyonunun riskleri ile güncel perioperatif kan transfüzyonu endikasyonları özetlenmektedir. |
| DENEYSEL ÇALIŞMA | |
| 2. | Yoğun bakım ünitesinde saptanan hastane infeksiyonu etkenleri ve direnç profilinin değerlendirilmesi Evalution of nosocomial infections and antibiotic resistance profiles in intensive care unit Nazan Atalan, Osman Fazlıoğulları, Tolga Şitilci, Cem Başarandoi: 10.5222/GKDAD.2012.046 Sayfalar 46 - 51 (1965 kere görüntülendi) AMAÇ: Bu çalışmada yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) gelişen hastane infeksiyonlarının tipleri, etken patojenleri ve bu patojenlerin antibiyotik direnç profillerinin belirlenmesi amaçlandı. YÖNTEMLER: Hastanemiz YBÜ’de 72 saatten fazla tedavi gören 189 hasta değerlendirilmeye alındı. Tüm hastalardan YBÜ’ye alındığında balgam veya trakeal aspirasyon materyali, idrar, ateş 38,0 C ve üzerinde ise kan örneği ile mevcut olan herhangi bir akıntı veya yaradan örnek alınarak kültür-antibiyograma gönderildi. Antibiyogram sonucuna kadar hastanın varsa mevcut antibiyoterapisine devam edildi. Hastalar her gün düzenli olarak İnfeksiyon hastalıkları uzmanı ile birlikte değerlendirildi. Hastane infeksiyonunun belirlenmesinde CDC (Centers for Disease Control and Prevention) ölçütleri kullanıldı. BULGULAR: Çalışmamızda 42 hastada 77 infeksiyon atağı saptandı. Hastane infeksiyonlarının dağılımı sıklık sırasına göre: ventilatör ilişkili pnömoni (VİP) (n=35, %45.5), üriner sistem infeksiyonu (ÜSİ) (n=23, %29.9), pnömoni (n=18, %23.4) ve primer bakteriyemi (n=2, %2.6) şeklinde saptandı. Etken bakteriler; Acinetobacter suşları %27.3, Pseudomonas aeruginosa %19.5, Stafilococcus aureus %18.2, E.coli %16.9, Enterococcus türleri %11.7 ve Candida %16.9 olarak izole edildi. S.aureus suşlarında metisilin rezistansı %71.4’di, vankomisin direnci saptanmadı. Pnömoni vakalarında en sık; P. aeruginosa (%27.8) ve metisiline dirençli S.aureus (MRSA) (%22.2), VİP vakalarında en sık; Acinetobacter spp. (%48.6) ve P. aeruginosa (%20.0), ÜSE’de ise en sık; Esherichia coli (%40.9) ve Enterococcus spp. (%40.9) saptandı. İki primer bakteriyemi olgusunda da MRSA etken patojendi. SONUÇ: YBÜ’de infeksiyonların kontrol altına alınabilmesi için her hastanede infeksiyon etkenleri ve direnç profilleri düzenli olarak izlenmeli ve bu sonuçlar ışığında ileriye dönük etkin enfeksiyon kontrol hedef ve planları yapılmalıdır. |
| OLGU SUNUMU | |
| 3. | Akciğer rezeksiyonunda perioperatif miyokard enfarktüsü: farkındalık, tanı, izlem ve tedavi Perioperative myocardial infarction in thoracic surgery: Awareness, recognition, follow-up and treatment Zerrin Sungur Ülke, Kemal Koltka, Emre Çamcı, Mert Şentürkdoi: 10.5222/GKDAD.2012.052 Sayfalar 52 - 56 (1762 kere görüntülendi) Perioperatif miyokard enfarktüsü (PME) hasta morbidite ve mortalitesini etkileyen ciddi bir sorundur. Ancak özgeçmişinde iskemik kalp hastalığı (İKH) tanısı veya risk faktörü olmayan hastalarda tanı çok daha güçlük göstermektedir. Erken tanı ve tedavi hasta prognozunu olumlu etkilemektedir. Burada özgeçmişinde İKH olmayan bir olguda gelişen PME bir olgu sunulacaktır. |