ISSN 1305 - 5550

Quick Search




GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg: 24 (2)

Volume: 24  Issue: 2 - 2018

RESEARCH ARTICLE
1.Analysis of the imflammatory effects of sevoflurane and izofluran on healty rat lung
Fatma Acıl, Cem Kıvılcım Kaçar, Osman Uzundere, Sedat Kaya, Abdulkadir Yektaş
doi: 10.5222/GKDAD.2018.20092  Pages 45 - 59 (10 accesses)
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışmamızda izofluran ve sevofluranın sağlıklı rat akciğerindeki inflamatuar etkilerini incelenmeyi amaçladık.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Yirmibir adet rat rastgele üç gruba ayrıldı. Kontrol Grubu (n=6); %50 oksijen + %50 hava; İzofluran Grubu (n=7) % 1.2 İzofluran + %50 oksijen + %50 hava, Sevofluran Grubu (n=6) % 2.5 Sevofluran + %50 oksijen + %50 hava ile 2 saat mekanik ventilatör ile solutuldu. Grupların MPO aktiviteleri, TBARS düzeyleri, alveoler makrofaj sayıları ve alveoler epiteliyal apoptotik hücre sayıları istatistiksel olarak değerlendirildi. p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
BULGULAR: Sevofluran Grubu’nda, Kontrol ve İzofluran Grubu’na göre MPO aktivitesi ve TBARS düzeyi anlamlı derecede düşük saptandı. İzofluran Grubu’nda, Kontrol ve Sevofluran Grubu’na göre alveoler makrofaj sayısı ve M-30 pozitif hücre sayısı anlamlı yüksek, Sevofluran Grubu’nda ise Kontrol Grubu’na göre anlamlı yüksek olarak saptandı. Işık mikroskobik incelemede Sevofluran grubu ve daha fazla olmak üzere İzofluran Grubu’nda yaygın mononükleer hücre infiltrasyonu, diffüz alveoler hasar, alveoler ödem, alveoler septumlarda kalınlaşma, alveol lümeninde yoğun alveoler makrofaj ve daha az miktarda nötrofil ve tip II pnömositler gözlendi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmanın sonuçları bize, sevofluranın sağlıklı rat akciğeri üzerine inflamatuar etkisinin izoflurana göre daha az olduğunu düşündürdü.
INTRODUCTION: We aimed to investigate the effects of isoflurane and sevoflurane on lung inflammation and alveolar epithelial apoptosis in rat model.
METHODS: Twenty-one rats were randomly allocated into three groups. The subjects were mechanically ventilated for 2 hours in Control group (n=7) with 50 % oxygen + 50 % air mixture; in Isoflurane group (n=7) with % 1.2 isoflurane + 50 % oxygen + 50 % air and in Sevoflurane Group (n=7) with %2.4 sevoflurane + 50 % oxygen + 50 % air mixture. The MPO activities of the groups, TBARS levels, alveolar macrophage counts and alveolar epithelial apoptotic cell counts were.evaluated statistically.
RESULTS: MPO activity in Sevoflurane group compared to isoflurane and control groups were significantly low. Furthermore, TBARS levels in Sevoflurane group compared to the other groups were also significantly low. MPO activity in Isoflurane group were significantly high compared to control group. Alveolar macrophage counts and M-30 positive cell counts in Isoflurane group were significantly high compared to sevoflurane and control groups. On the other hand, the alveolar macrophage counts and M-30 positive cell counts in sevoflurane group were significantly high compared to control group. Light microscopic findings observed in sevoflurane group and any more in isoflurane group were; diffuse mononuclear cell infiltration, diffuse alveolar injury, alveolary oedema, thickening of alveolar septums, dense alveolar macrophage and light neutrophil and type II pneumocytes infiltration in alveol lumen.
DISCUSSION AND CONCLUSION: According to the results of this study, sevoflurane was found to cause less alveolar injury in healthy lung than isoflurane.

2.The Effect of Waist Circumference/Chest Circumference Ratio on Mortality in Intensive Care Units
Işıl Coşkun Musaoğlu, Murat Aksun, Atilla Şencan, Kaan Katırcıoğlu, Nagihan Karahan
doi: 10.5222/GKDAD.2018.30085  Pages 60 - 66 (9 accesses)
GİRİŞ ve AMAÇ: Abdominal obezite metabolik hastalıklar ve kardiyovasküler hastalıklar gibi birçok sağlık problemine sebep olmaktadır. Vücut kitle indeksi (VKİ) bize vücut yağ dağılımı ile ilgili bilgi vermemektedir. Bel çevresi ölçümleri abdominal obeziteyi daha doğru göstermektedir. Bu nedenle mortaliteyi belirlemede yoğun bakım skorlama sistemlerinde bel çevresini kullanmanın daha doğru olacağını düşünmekteyiz.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmamızda hastaların yaşlarını, VKİ'lerini, bel çevrelerini, göğüs çevrelerini, bel çevresi/göğüs çevresi oranını, APACHE 2 skorlarını, SOFA skorlarını, mekanik ventilasyon sürelerini ve yoğun bakım ünitesinde yatış sürelerini inceledik. Bel çevresi/göğüs çevresi oranının mortalite üzerine etkisini, bu oranın mortaliteyi belirlemede VKİ'den daha duyarlı olup olmadığını ve yoğun bakımda kalma süresi ve mekanik ventilasyon süresi ile ilişkisini araştırdık.
BULGULAR: Bel çevresi, göğüs çevresi ve mortalite arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptamadık. Benzer şekilde, VKİ ve mortalite arasında da anlamlı bir fark saptamadık.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Yoğun bakım ünitelerinde bel çevresi, göğüs çevresi ve mortalite arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek için geniş, çok merkezli çalışmalara ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz.
INTRODUCTION: Abdominal obesity causes many health problems such as cardiovascular diseases and metabolic disorders. BMI does not give us information about body fat distribution. Waist circumference measurement demonstrates abdominal obesity more clearly. Therefore, we believe that it will be more accurate to use waist circumference in intensive care scoring systems in predicting mortality.
METHODS: In this study we investigated the patients’ ages, BMIs, waist circumference, chest circumference, waist circumference/chest circumference, APACHE 2 scores, SOFA scores, duration of mechanical ventilation and length of stay in ICU. We searched the effects of waist circumference/chest circumference ratio on mortality, whether this ratio is more sensitive than body mass index by itself in determining mortality and its relationship between length of stay in ICU and duration of mechanical ventilation.
RESULTS: We found no statistically significant difference between waist circumference, chest circumference and mortality. Similarly, there was not a significant difference between BMI and mortality.
DISCUSSION AND CONCLUSION: We think that we need large, multi-centered studies to find the exact relationship between waist circumference and mortality in ICU.

3.Our Experience with Anestetic Management of Pulmonary Thromboendarterectomies
Tülay Örki, Halide Oğuş, Atakan Erkılınç, Rezzan Yaltırık, Deniz Avan, Canan Güler, Füsun Güzelmeriç, Tuncer Koçak
doi: 10.5222/GKDAD.2018.37880  Pages 67 - 73 (8 accesses)
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada; Şubat 2011-Aralık 2014 tarihleri arasında kliniğimizde PTE ameliyatı yapılan 235 hastada uyguladığımız anestezi yönetimini ve klinik sonuçlarımızı sunmayı amaçladık.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Operasyon odasında full monitörizasyon (serebral rejional oksijen satürasyonu (rSO2), EKG, periferik doku oksijen saturasyonu (SpO2), invaziv arteryel ve santral venöz basınç, ortalama pulmoner arter basınç, CO, Cİ ve PVR ölçümü için termodilüsyon katereri takıldı. Hastalara kardiyopulmoner bypass ve derin hipotermik total sirkulatuvar arrest eşliğinde pulmoner tromboendarterektomi (PTE) yapıldı.
Hastaların ortalama arter basıncı (OAB), kardiak output (CO), kardiyak indeks (CI), pulmoner vasküler rezistans (PVR) ve ortalama pulmoner arter basıncı (OPAB) değerleri anestezi indüksiyon sonrası ve pompa çıkışı ölçülerek kaydedildi.
Hastaların YBܒde kalış süreleri, hastanede kalış süreleri, nörolojik semptomlar, total mortalite, ECMO kullanımı ve ECMO ile mortalite kaydedildi.

BULGULAR: Hastaların indüksiyon sonrası ölçüm değerlerine göre pompa çıkışı ölçülen OPAB ve PVR değerlerinde anlamlı olarak azalma, Cİ ve CO değerlerinde ise anlamlı olarak artma saptandı (p<0,05)
Hastaların YBܒde kalış zamanı 6,7±4,6 gün, hastanede kalış zamanı 12,5±6,8 gün olarak bulundu. Toplam mortalite %11,9, ECMO kullanımı %12,8, ECMO ile mortalite % 6,4 olarak saptandı. Hiçbir hastada kalıcı nörolojik defisit gelişmedi.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuç olarak; PTE komplike bir kardiyotorasik cerrahidir. İyi bir anestezi yönetimi ile hastalarda komplikasyon riski azalmakta ve yaşam kaliteleri artmaktadır.
INTRODUCTION: We aimed to present anesthetic management and clinical results in 235 patients who underwent pulmonary thromboendarterectomy (PTE) surgeries between February 2008 and December 2014.
METHODS: A thermodulation catheter was inserted for complete monitorization (cerebral regional oxygen saturation, rSO2) ECG peripheral tissue oxygen saturation (SpO2), invasive arterial and central venous pressure, cardiac output (CO), cardiac index (CI) pulmonary vascular resistance (PVR) measurements in the operation theater.
Pulmonary thromboendarterectomy (PTE) was performed accompanied by cardiopulmonary bypass and deep hypothermic total circulatory arrest.
The mean arterial pressure, (mAP), CO, CI, PVR, and the mean pulmonary artery pressure (mPAP) pulmonary artery pressure (mPAP) v were recorded by measuring after pump following anesthesia induction.
The length of ICU and hospital stay, neurological symptoms, total mortality, and mortality during ECMO were recorded.

RESULTS: Significant decrease in mPAP and PVR values and a significant increase in CI and CO values were detected after pump according to the measurements after induction. (p<005). The ICU stay was 6.7 + - 4.6 days and a hospital stay 12.5 = + - 6.8 days.
Total mortality was 11.9%, ECMO was 12.8% and mortality associated with ECMO was 6.4%. No permanent neurological deficit developed in any patient.

DISCUSSION AND CONCLUSION: In conclusion, PTE is a complicated cardiothoracic surgery. With competent anesthesia management, the risk of complications is reduced and the quality of life is increased.

4.Relationship Between Lactate Levels And Complications In Coronary Artery Bypass Grafting Surgery
Selim Gülşan, Cengiz Şahutoğlu, Seden Kocabaş, Fatma Zekiye Aşkar
doi: 10.5222/GKDAD.2018.93064  Pages 74 - 81 (13 accesses)
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırmada elektif koroner arter baypas greftleme cerrahisi uygulanan erişkin hastalarda laktat düzeyleri ile komplikasyonlar arasındaki ilişkinin ve yüksek laktata neden olan faktörlerin araştırılması amaçlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Hastaların preoperatif, intraoperatif ve postoperatif verileri retrospektif olarak hasta dosya bilgilerinden tarandı. Hastaların bazal, kardiyopulmoner baypas (KPB) soğuma, KPB ısınma, sternum kapatılması, postoperatif 0.saat, postoperatif 6.saat, postoperatif 12.saat, postoperatif 24.saatte alınan arteriyel kan gazlarında laktat, glukoz ve diğer kan gazı parametreleri değerlendirildi. Hastaların herhangi bir zaman da ölçülen laktat değerleri 0-3.9 mmol/L arası laktat (Grup 1, n=125 hasta); 4 ve üzeri mmol/L laktat (Grup 2, n=55 hasta) olacak şekilde iki gruba ayrıldı. Her iki grup ile komplikasyonlar arasında anlamlı ilişki olup olmadığı araştırıldı.
BULGULAR: Çalışmaya alınan 180 hastanın ortalama yaşları 61.7±9.6 yıl olup, %80’i erkek idi. Hastaların %3.3’üne tek koroner, %20.6’sına iki koroner, %40.1’ine üç koroner, %26.1’ine dört koroner ve %3.9’una ise beş koroner anastamozu uygulandı. Grup 1’de laktat seviyeleri sternum kapanırken, postoperatif 0.saat, 6.saat, 12.saat, 24.saatte Grup 2’den anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,001). Gruplar arasında çoklu organ yetmezliği (MODS, p=0.027) dışında komplikasyonlar ve mortalite açısından fark saptanmadı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Koroner arter cerrahisi geçiren hastalarda laktat intraoperatif ve postoperatif dönemde yükselebilmektedir ve postoperatif 12. saatte en yüksek değerine ulaşmaktadır. Fakat, MODS dışında, yüksek laktat seviyeleri ile komplikasyonlar arasında anlamlı ilişki saptanamamıştır.
INTRODUCTION: In this study, we aimed to determine the relationship between lactate levels and complications in adult patients undergoing elective coronary artery bypass grafting surgery and the factors that cause high lactate.
METHODS: Preoperative, intraoperative and postoperative data of patients were retrospectively scanned from their file information. In addition to this, parameters of lactate, glucose and other arterial blood gases were evaluated in patients with basal, cardiopulmonary bypass cooling, cardiopulmonary warming, sternal closure, postoperative zeroth hour, postoperative sixth hour, postoperative twelfth hour, and postoperative twenty-fourth hour arterial blood gases. Lactate values measured at any time in patients between 0-3.9 mmol / L lactate (Group 1, n=125 patients); and 4≥mmol / L lactate (Group 2, n=55 patients). It was investigated whether there was a significant relationship between complications and either group.
RESULTS: The mean age of the 180 patients taken to work was 61.7 + 9.6 years and 80% were male. The 3.3% of the patients had single coronary, 20.6% had two coronaries, 40.1% had three coronaries, 26.1% had four coronaries and 3.9% had five coronary anastomoses. Group 1 was significantly lower than the group 2’s lactate values at the sternal closure, zeroth hour, sixth hour, twelveth hour, twenty fourth hour (p<0.001). There were no differences in complications and mortality except multiorgan failure (MOF, p=0.027) among the groups.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Lactate in patients undergoing coronary artery surgery may increase intraoperatively and postoperatively and reach the highest value at 12 hours postoperatively. However, excluded in MOF, there was no significant relationship between high lactate levels and complications.

CASE REPORT
5.A giant pericardial cyst as a rare cause of shortness of breath
Umut Kocabaş, Atilla Pekçolaklar
doi: 10.5222/GKDAD.2018.80707  Pages 82 - 84 (7 accesses)
Perikardiyal kistler nadir görülen, iyi huylu, konjenital kardiyak anomalilerdendir ve sıklıkla asemptomatik seyrederler. Bu olgu raporunda, perikardiyal kistlerin önemi ve nadir bir komplikasyonu olarak kardiyak kompresyona bağlı gelişen nefes darlığı olgusu sunulmuştur.
Pericardial cysts are uncommon benign congenital cardiac anomalies and they are usually asymptomatic. This case demonstrates the importance of pericardial cysts and its rare complications such as cardiac compression and shortness of breath.

LETTER TO THE EDITOR
6.Our therapeutic approach to pregnant patient with superior vena cava syndrom
Abdulkadir Yektaş, Süleyman Sabaz, Sinan Aşar, Gülay Eren Aşık, Oya Hergünsel
doi: 10.5222/GKDAD.2018.32559  Pages 85 - 91 (7 accesses)
Abstract | Full Text PDF

CASE REPORT
7.Foreign body aspiration in patients with tracheostomy after laryngectomy
Emel Gündüz, Hanife Karakaya Kabukçu, Tülin Aydoğdu Titiz
doi: 10.5222/GKDAD.2018.60565  Pages 92 - 95 (11 accesses)
Yabancı cisim aspirasyonları çocuklara oranla yetişkinlerde daha az görülebilen ve bazen ölümle sonuçlanabilen ciddi bir klinik durumdur. En sık bulgu yabancı cisim aspirasyonu sonrasında devam eden şiddetli öksürüktür. Belirtileri nefes darlığı, ateş, hemoptizi, kronik öksürük ve tekrarlayan pnömonidir. Yabancı cisim uzun süre kaldığında atelektazi, kronik akciğer enfeksiyonu, apse, bronşiektazi gibi komplikasyonlar gelişebilir. Yabancı cismin hızlı ve güvenli bir yöntemle çıkarılması ciddi komplikasyonlardan korunması açısından oldukça önemlidir. Bronkoskopi tanı ve tedavi için önerilmektedir.
76 yaşında 22 yıldır larenjektomili olan erkek hastanın trakeostomi kanülünü evde temizlerken trakeostomi fırçasını aspire etmiştir. Yapılan rijit ve fleksibl bronkoskobi ile oluşan granulasyon dokusuna bağlı trakeostomi fırçası çıkarılamayan olgunun sağ torakotomi ile çıkarılması sunulmuştur.
Foreign body aspirations are rare in adults compared with children and sometimes could be fatal. The most common symptom is severe coughing which appears after choking. Symptoms include shortness of breath, fever, hemoptysis, chronic cough and recurrent pneumonia. Foreign body stays too long when atelectasis, chronic pulmonary infections, abscess, bronchiectasis may develop complications such as. Removal of the foreign body in a fast and secure method is very important in terms of protection from serious complications. Bronchoscopy is recommended for diagnosis and treatment.
76-year-old male patient 22 years laryngectomy with tracheostomy cannula tracheostomy home cleaning brush has aspirated. Made rigid and flexible bronchoscope is connected to a tracheostomy granulation tissue formed by ejecting a brush can not be removed right thoracotomy patients is presented.

LookUs & Online Makale